Genel
Sanatın Beyni, Beynin Sanatı: Nörobilim ve Sanatın Büyüleyici Kesişimi
Prof. Dr. Barış Baklan, bilim ve sanatın bir ülkenin gelişimindeki iki temel kanat olduğunu vurgulayarak, kalıplara ve kısıtlamalara hapsedilemeyen sanatın özü gereği özgür ve muhalif bir nitelik taşıdığını belirtmektedir . Sanatın ne yalnızca toplum ne de sadece sanat için olduğunu ifade eden Baklan, beynimizin yaşam boyu değişebilen nöroplastik yapısı sayesinde sanatın aslında bireyin kendi nörolojik ve ruhsal iyiliği için var olduğunu ve bedenimizde somut fiziksel tepkiler yarattığını vurgular . Yaratıcılığın beyinde tek bir noktayla sınırlı kalmayıp tüm beynin bütüncül (global) bir fonksiyonu olarak işlemesi gibi; bir eserle karşılaşıldığında da estetik değerlendirme ağı ilk 750 milisaniye içinde devreye girmekte, nesnenin algısı ve duygusal bağlamı amigdala ile hipokampüs gibi yapılar üzerinden dinamik olarak şekillenmektedir . Sanatın klinik ve toplumsal faydalarına odaklanıldığında; 30 dakikalık müzik dinletilerinin kaygı düzeyini belirgin şekilde düşürdüğü, müze ziyaretlerinin ise yaşlı bireylerde yalnızlığa karşı koruyucu bir işlev gördüğü saptanmıştır . Tıp eğitiminde sanat tarihi dersi alan öğrencilerin klinik gözlem ve görsel teşhis becerilerinin geliştiği, demans gibi süreçlerde ise sanatla bağın korunmasının zihinsel dayanıklılığı desteklediği ifade edilmektedir . Leonardo da Vinci, Federico Fellini, Vincent van Gogh ve Dostoyevski gibi isimlerin nörolojik durumlarının sanatsal üretimlerine yön vermesinin yanı sıra; uykuda mantık süzgecimizin (dorsolateral prefrontal korteks) devreden çıkması ve motor engelleme maddelerinin (glisin) salgılanması gibi nörolojik mekanizmaların da hem rüyaların yapısını hem de ikonik sinema yapıtlarını doğrudan beslediği vurgulanmaktadır.
Son güncelleme:
İçindekiler
Bütüncül Sağlıklı Yaşam Platformu’nun (BSY) düzenlenen Salı Wellness Sohbetleri kapsamında, Eczacı Çiğdem Özat'ın daveti ve moderatörlüğünde çok özel bir buluşma gerçekleşti. Hem nöroloji uzmanı hem de ressam ve karikatürist kimliğiyle tanınan Prof. Dr. Barış Baklan, "Sanatın Beyni, Beynin Sanatı" başlıklı sunumuyla nörobilim ile estetiğin beyindeki gizemli bağlarını gözler önüne serdi.
Bilim ve Sanat: Bir Kuşun İki Kanadı
Prof. Dr. Barış Baklan konuşmasına, "Bilim ve sanat bir kuşun iki kanadıdır; kanatlardan biri yoksa o ülke kalkınamaz" sözüyle başladı.
Sanatın katı normlara ve sınırlara hapsedilemeyeceğini belirten Baklan, kısıtlamaların yaratıcılığı ve sürprizi yok edeceğini ifade etti.
Nazi Almanya’sında ve Sovyetler Birliği döneminde sanata getirilen sınırların ekspresyonist eserlerin yok edilmesine yol açtığını hatırlatarak, sanatın özü gereği muhalif ve özgür olmak zorunda olduğunu vurguladı.
Öte yandan, 17. yüzyıldan itibaren gelişen estetik kavramının öznel olduğu ve toplumdan topluma, kültürden kültüre sürekli değiştiği ifade edildi.
Klasik "Sanat sanat için midir, toplum için midir?" tartışmasına ise ezber bozan bir nörolojik yanıt getirildi: "Sanat sizin kendi iyiliğiniz içindir". Çünkü insan beyni sabit değil, yaşam boyu değişebilen plastik bir organdır; bir sanat eseri karşısında hissettiğimiz kal çarpıntısı, gözyaşı veya heyecan beynimizde fiziksel ve nörolojik değişimler yaratır.
Beyinde Bir "Yaratıcılık Merkezi" Var mı?
Sanatsal üretimin beyindeki tek bir noktadan yönetilmediği, aksine tüm beynin küresel (global) bir fonksiyonu olduğu açıklandı.
Sol ve Sağ Yarım Küre Efsanesi: Genellikle sol hemisferin analitik, matematiksel ve mantıksal; sağ hemisferin ise sezgisel, bütünsel ve sanatsal olduğu kabul edilir. Örneğin bir ressamda sağ hemisfer hasar gördüğünde kompozisyon kurmak zorlaşabilir. Ancak beyin, iki yarım küre birbiriyle sürekli haberleşmeden tek başına çalışamaz.Sistine Şapeli'ndeki Gizli Beyin: Neurosurgery (2010) dergisindeki bir çalışmaya atıfta bulunan Prof. Baklan, Michelangelo'nun Sistine Şapeli freskinde Tanrı'nın Adem'e hayat verdiği pelerinin, beynin enlemesine kesitiyle birebir aynı anatomik yapıda çizildiğini ve Tanrı'nın yaratılış emrini beynin ön kısmından (frontal lob) verdiğini aktardı.
Beyin Sanat Eserini Nasıl İşler? (Nöroestetik Ağları)
Sanatı algılama sürecini inceleyen Social Brain Atlas (Sosyal Beyin Atlası) araştırmasına (Alcala ve Lopez, 2017) değinen Prof. Dr. Barış Baklan, fMRI ve PET görüntülemelerine dayanan 26 metaanaliz sonucunu ve beynin sanatı işleme aşamalarını şöyle sıraladı:
Başlangıç Estetik Ağı (0-750 Milisaniye): Görsel bir uyaran sunulduğunda beyin ilk 750 milisaniye içinde oksipitotemporal-pariyetal bölgeyle eserin "güzel mi değil mi" değerlendirmesini yapar.Algılama ve Hareket Seviyesi: Pariyetal lob objenin "Nerede?" olduğu sorusuna, alt temporal lob ise "Nedir?" sorusuna yanıt verir. Tablodaki hareketi algılamak için temporal lobun orta kısmındaki hareket işlemleme alanı devreye girer.Animasyon ve Duygu Ağı (Limbik Sistem): İşin içine duygusal tepkileri yöneten amigdala girer. Sanat eseri durağan bir manzara resmiyse sağ hipokampüs; hareketli ve dramatik bir sahneyse sol hipokampüs selektif olarak aktifleşir.Yüksek Çağrışım Ağı (Default Mode Network - DMN): Gözlerimizi kapattığımızda bile çalışan bu varsayılan mod ağı; anılarımız, geçmiş deneyimlerimiz ve semantik belleğimizle eseri derinlemesine takdir etmemizi sağlar.
İlginç Bir Detay: Sanat eserlerinin sahte olup olmadığını anlayan sanat simsarlarında, geçmişteki tüm eser detaylarını hafızada tutup karşılaştıran frontal lobun ön bölümü çok daha antrenmanlı ve gelişmiştir.
Sağlık ve Nörolojide Sanatın İyileştirici Gücü
Sanat izleme ve dinleme deneyiminin klinik faydaları bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır:
Müzik ve Kaygı: Yapılan araştırmalar, 30 dakika müzik dinlemenin kaygı (anfitiye) seviyelerini belirgin şekilde düşürdüğünü göstermektedir.
Yaşlılık ve Yalnızlık: Huzurevlerindeki bireylerin sanat müzelerini ziyaret etmelerinin, yalnızlık duygusuna karşı güçlü bir koruyucu etki sağladığı tespit edilmiştir.
Demans ve Alzheimer: Demansın ilerlemesini durdurmada mevcut ilaçların sınırlı etkisi olduğunu belirten Prof. Baklan, hastaların yaşamdan kopmamaları ve sanatla ilgilenmelerinin önemini vurguladı. Sanatçı William Utermohlen'in Alzheimer hastası olduktan sonra hastalığın evreleri ilerledikçe değişen ve soyutlaşan otoportreleri buna çarpıcı bir örnektir.
Tıp Eğitiminde Sanat: Sanat tarihi dersi alan tıp öğrencilerinin, görsel gözlem becerileri geliştiği için hastalıklı doku fotoğraflarını ve klinik tabloları teşhis etmede daha yüksek başarı gösterdiği saptanmıştır.
Tarihteki Ünlü Sanatçılar ve Nörolojik Hastalıkları
Sunumda nörolojik rahatsızlıkları olan ve eserlerine bu durumları yansıtan dünyaca ünlü isimlerden de bahsedildi:
Leonardo da Vinci: Yaşamının son döneminde sağ felç (hemiparezi) geçirmesine rağmen solak olduğu için resim yapmaya devam edebilmiştir.
Federico Fellini: Ünlü yönetmen beyninin sağ hemisferindeki damage nedeniyle sol tarafı ihmal etme (sol neglect/ihmal sendromu) rahatsızlığı yaşamış, çizimlerine de bu durum yansımıştır.
Mozart: Ani tikler ve hareketlerle seyreden nörolojik bir tablo olan Gilles de la Tourette sendromundan muzdaripti.
Vincent van Gogh: Epilepsi hastasıydı ve nöbetleri o dönemin ünlü içkisi absent tarafından tetikleniyordu.
Fyodor Dostoyevski: İleri derecede epileptikti; Karamazov Kardeşler dahil birçok romanında epileptik karakterlere yer vermiştir.
Egon Schiele: Çizimlerindeki kasılmış el figürleri ve kontürler, sanatçının distoni (kas spazmı rahatsızlığı) hastası olmasından kaynaklanmaktadır.
Rüyalar, Beyin ve Sinemadaki Nöroloji
Toplantının son bölümünde rüyaların nörolojik yapısına ve sinemaya etkilerine değinildi:
Neden Rüyada Mantıksız Şeyler Görürüz? Rüyada Mantık süzgecimiz olan dorsolateral prefrontal korteks çalışmaz. Ancak motor korteks aktif olduğu için rüyada koşabilir, uçabilir veya dalabiliriz. Vücudumuzun gerçekten hareket etmesini engelleyen ise omurilikte salgılanan glisin maddesidir.Sinemadaki Nörolojik Örnekler:
Awakening (Uyanışlar): Dr. Oliver Sacks'ın dopaminerjik ilaçlarla salgın sonrası uyku hastalığına (von Economo) yakalanan hastaları geçici olarak uyandırma çabasını anlatır.Makinist (The Machinist): Suçluluk duygusunun yol açtığı ağır kronik uykusuzluğu (insomni) işler.Avatar: Belden aşağısı tutmayan paraplejik bir gazinin, REM uykusu simülasyonu ile zihnini başka bir cyborg bedene aktarmasını nörolojik bir çerçevede sunar.
Sonuç
Prof. Dr. Barış Baklan'ın BSY Platformu'ndaki bu ufuk açıcı sunumu; sanatın sadece görsel bir zevk değil, beynimizin en karmaşık nöral ağlarını çalıştıran, nöroplastisiteyi destekleyen ve ruhsal-fiziksel sağlığımızı dönüştüren bütüncül bir güç olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili kararlar için hekiminize danışın.



